KARADENİZ EREĞLİLİ İKİ FİLOZOF

CAB

Sağlam okurlar, İngiliz yazar, gazeteci, sosyolog ve tarihçi Herbert George Wells’in (1866-1946) “Zaman Makinesi” isimli eserini bilir. Bugün sizlerle H.G. Wells’in o meşhur zaman makinesine binip Karadeniz Ereğli’nin (Herakleia Pontika) antik dönemine (M.Ö. 4’ncü yüzyıl) yolculuk yapacağız. Yolculuğumuzdaki amaç ise hemşerimiz olan iki filozof Herakleides ve Dionysios Pontikos ile tanışmak olacak. Öyleyse zaman makinemize binip bugünkü Karadeniz Ereğli’den, Herakleia Pontika’ya gidecek zaman gezgini olmaya hazır mısınız?

I.BÖLÜM

HERAKLEİDES

Platon Akademi’sinde, Yunan dünyasının dört bir yanından gelen öğrenciler, adalete göre yönetilecek sitelerin (şehirlerin) gelecekteki idarecileri olarak hazırlanmaya çalışılıyordu (1). Bu öğrencilerden biri de Euthyphron’un oğlu Herakleia Pontikalı Herakleides’ti. Oldukça zengin bir adamdı. Yumuşak giysiler giyinir ve şişman bir yapısı vardı. Atina’da ilk olarak Speusippos’a yanaştı. Atinalılar ona Pontikos (Karadenizli) yerine Pompikos (Gösterişli) derlerdi. Pythagorasçıların derslerini de dinledi, Aristoteles’in de öğrencisi oldu. Atina’daki en yakın arkadaşı Speusippos’tu (2).

ZAMAN GEZGİNİ (1): İşte geldik. Aman Allah’ım şuraya bakar mısın? Bu Platon değil mi?

ZAMAN GEZGİNİ (2): Evet, ta kendisi. İsmiyle hitap ettiğine göre yanındaki de Herakleides olmalı?

ZAMAN GEZGİNİ (1): A, evet. Bu Herakleides. Ne yapıyorlar sence?

ZAMAN GEZGİNİ (2): Sanırım astronomi üzerine çalışıyorlar.

Zaman gezginlerimiz tam da istedikleri zaman dilimine (M.Ö. 4’ncü Yüzyıl) gelmişlerdi. Burası Atina’da Platon’un kurduğu ve kendi adını verdiği akademisiydi. Yanılmamışlardı. Platon’un yanındaki ise onun öğrencilerinden biri olan Herakleia Pontikalı Herakleides’ti.

PLATON: Söyle bakalım Herakleides, dünyamız nasıl dönüyor olabilir, gezegenler hakkında neler biliyoruz?

HERAKLEİDES: A, bu konuda tam emin değilim ama dünyamız hem kendi ekseni, hem de güneşin çevresinde dönüyor olmalı. Ayrıca gezegenlerin de dünyamız gibi toprağa ve atmosfere sahip olduklarını düşünüyorum sayın Platon.

PLATON: Bu ilginç. Bunun için elinde yeterince delil var mı, Herakleides?

HERAKLEİDES: Bunun üzerinde çalışıyorum Sayın Platon.

Ders sonu gelmiş. Akademia’dan (Asıl adı Akademos’tur. Atina yakınlarındaki Akademeia adlı bir zeytinlikten adını alır) çıkmışlardı.

ZAMAN GEZGİNİ (1): Nereye gidiyorlar?

ZAMAN GEZGİNİ (2): Bilmiyorum dostum. Hadi takip edelim.

HERAKLEİDES: Speusippos, şu zeytin ağacının gölgesinde oturalım mı biraz?

SPEUSİPPOS: Evet olabilir, sıcaktan bunaldım Herakleides.

HERAKLEİDES: Göreceksin Speusippos. Dünyamızın hem kendi ekseni hem de güneşin çevresinde dönüyor olduğunu Platon’a ispatlayacağım.

SPEUSİPPOS: Ah, sevgili dostum. Sıkma canını.

HERAKLEİDES: Biliyor musun Speusippos?

SPEUSİPPOS: Neyi?

HERAKLEİDES: İlk defa sana açıklıyorum. Bilim kurgusal hikâyeler yazıp, gelecek kuşaklara bırakmak istiyorum.

SPEUSİPPOS: Neden olmasın? Çok güzel olur hem de.

Zaman gezginleri, duyduklarına hayret edercesine kendi aralarında sessizce konuşuyorlardı:

ZAMAN GEZGİNİ (1): Duyduklarıma inanamıyorum sevgili dostum. Herakleides, bilim kurgusal hikâyeler mi dedi?

ZAMAN GEZGİNİ (2): Yanlış duymadın dostum. Bilim kurgusal hikâyeler dedi. Çok ilginç değil mi? Sanırım kalkıyorlar. Hadi takip etmeye devam edelim.

HERAKLEİDES: Karnım acıktı Speusippos. Agora’ya (Antik Yunan kentinin ticari, siyasi, dini ve sosyal merkezi olan açık alanın adı) gidip bir şeyler yiyelim.

SPEUSİPPOS: Hadi gidelim dostum. Geç kalmayalım.

Herakleides ve Speusippos agora’ya doğru yola koyulmuşlardı. Tiyatronun yanından geçip kalabalığa karıştılar. O esnada Speusippos’u tanıyan Atinalılardan biri:

ATİNALI: Hey, Speusippos, yanındaki gösterişli adamla aceleci bir şekilde nereye gidiyorsunuz böyle?

SPEUSİPPOS: Seni ilgilendirmez nereye gittiğimiz.

HERAKLEİDES: Benim yanımda insanlara biraz nazik davranır mısın, Speusippos?

SPEUSİPPOS: Hadi ama dostum. Onlara ne? Geldik işte, hadi otur dostum. Hey, mageiros (kasap-aşçı özelliği taşıyan kişilere verilen isim) bize bakar mısın?

MAGEİROS: Hoş geldiniz efendim. Ne istemiştiniz?

SPEUSİPPOS: Bize açık ateşte pişirilmiş et ve şarap getir lütfen.

HERAKKLEİDES: Benim fikrimi neden sormadın?

SPEUSİPPOS: Sevgili dostum, yemeği yiyince bütün fikrin değişecek. Bundan emin olabilirsin.

HERAKLEİDES: Pekâlâ, Speusippos. Göreceğiz bakalım. Sana bir şey söyleyeceğim Speusippos. Fakat bu aramızda sır kalacak.

SPEUSİPPOS: Tabii ki dostum. Sözünü geveleyip durma da haydi söyle.

HERAKLEİDES: Platon aktif olarak siyasi hayata katılmak istiyor. Bu sebeple yakında Dionysios’un (II. Dionysios) sarayına yolculuğa çıkacak (M.Ö. 361). Duydum ki akademinin yönetimini bana bırakacakmış (1).

SPEUSİPPOS: Bu harika bir sürpriz sevgili dostum. Kadehimi senin için kaldırıyorum.

HERAKLEİDES: Biraz sakin olur musun Speusippos?

SPEUSİPPOS: Hadi dostum, kızacak ne var şimdi bunda?

Yan masada oturan zaman gezginleri, Herakleides ve Speusippos arasında geçen bu diyaloğu dikkatlice dinliyorlardı:

ZAMAN GEZGİNİ (1): Konuşmaları duydun mu? Platon akademinin yönetimini Herakleides’e bırakacakmış. Şimdi ne olacak sence?

ZAMAN GEZGİNİ (2): Takip etmeye devam edeceğiz ve neler olacağını göreceğiz dostum.

***

I.BÖLÜMÜN SONU

KAYNAKLAR:

(1)İlk Çağ Felsefe Tarihi (2. Cilt), Prof. Dr. Ahmet Arslan, s.184, İstanbul Bilgi Üniversitesi Yayınları

(2)Ünlü Filozofların Yaşamları ve Öğretileri, Diogenes Laertios, s.246, Yapı Kredi Yayınları

(3)Felsefenin Beşiği Anadolu, Derman Bayladı, s.129, Say Yayınları

(4)Antik Çağ’da Beslenme ve Damak Tadı, Ali Güveloğlu, s.32-168, Pinhan Yayıncılık

(5)Klasik Arkeoloji Sözlüğü, Yasemin Er, s.10, Phoenix Yayınevi

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *